Malum yaşadığım şehir New York, Türkiye’nin yedi saat gerisinde. Her sabah olduğu gibi geçtiğimiz Salı sabahı da ilk işim telefonumdan tweetleri okumak! Ülkemde gün çoktan başlamış; takip ettiğim Türkler tek yürek! Zor günlerden geçiyoruz ve bu korkunç deprem hepimize aynı ülkenin vatandaşı olduğumuzu hatırlattı. Her zaman insanlığın dil, din ve ırkın üzerinde bir kavram olduğunun farkında olsak keşke... Yalnızca korkunç felaketlerde değil!
İstanbul’dan tanıdığım bir reklamcı arkadaşımın paylaştığı bir link gözüme çarptı tweetleri okurken. Marketing Türkiye’nin bir haberiydi bu ve Türkiye’nin en büyük özel havayolu olan Onur Air’ın yaptığı korkunç bir iletişim hatasından bahsediyordu.
Çok değer verdiğim bir büyüğüm zamanında bana şunu söylemişti: “Eğer farklı bir fikrin varsa, gerçekten çok iyi olmalı. Eğer buna inanmıyorsan garanti yolu seç.”
Çoğu firma, deprem bölgesine ya ürünlerini yolladı ya da ücretsiz hizmet verme sözü verdi. Tüm bu firmalar; gerek medyada, gerek günlük konuşmalarda insanlar tarafından tebrik ve takdir edildi.
Onur Air, diğer birçok firma gibi depremzedelere yardım etmek istedi. Bu yardımı farklı bir şekilde yapmak isteyen Onur Air deyim yerindeyse sosyal medyanın gazabına uğradı!
Şimdi, olayların başlangıcına dönelim...
Facebook sayfasında 220.000 üyesi bulunan Onur Air, kişi başı 0,5 TL olmak üzere tam 110.000 TL’yi deprem bölgesine göndereceğini duyurdu. Buraya kadar her şey normal! Ancak asıl tepki çeken, açıklamanın geri kalan kısmıydı. Açıklamaya göre üye sayısının artması durumunda, Onur Air her yeni üye başına 0,5 TL daha bağış yapacaktı. Hedef de belliydi: 250.000 TL.
Peki bu kampanya neden sorunlu bir kampanya:
1. Bir firmanın Facebook, Twitter gibi platformlarda fazla üyesi ya da takipçisi olması önemli bir prestij göstergesi.
2. Sosyal medya, bir firmanın reklamlarını ve kampanyalarını bedavaya ulaştırabileceği bir alan.
Dolayısıyla bu kampanyanın ‘çıkar’ gözeten bir kampanya gibi görünmesi ve tepki çekmesi çok doğal. Peki nasıl olur da yöneticiler bu tarz bir kampanyanın olumsuz sonuçlarını öngöremez?
Öncelikle şunu belirteyim. Bu kampanyanın kötü niyetli olduğuna asla inanmıyorum. ‘Beceriksizlik’ sanırım doğru bir kelime olacaktır.
Bence asıl sorun bu noktadan sonra başlıyor. Olağanüstü kriz yönetimleriyle bulundukları kötü durumdan çıkan firmalar biliyoruz. Onur Air’ın sosyal medyadaki tepkiler karşısında takındığı tutum ise ders kitaplarına ‘kötü kriz yönetimi’ başlığı altında girebilecek kadar vahim!
Yapılan açıklama tam olarak şöyle:
“Amacı, şehitlerimizin ailelerine ve Van depremzedelerimize yapılacak yardımlara sosyal medyada dikkat çekmek olan kampanyamız bunu anlayamayan bazı takipçilerimiz nedeniyle sona erdirilmiştir. Sizler adına gerçekleştirdiğimiz 110.000 TL’lik yardım makbuzlarımızın ilki ektedir, diğeri de gün içerisinde yayınlanacaktır. Sağduyu sahibi takipçilerimize iletmek isteriz ki sosyal medya dışında ayrıca nakdi bağış yapılması, bölgeye ücretsiz uçak tahsis edilmesi ve çalışanlarımızın toplu yardımları gibi diğer katkılarımız sürmektedir ve sürmeye devam edecektir. Yanlış anlamalar için, yanlış anlamayan takipçilerimizden özür dileriz.”
Bu açıklamanın yanına, bağışladıkları 110.000 TL’nin dekontunu da eklemeyi ihmal etmeyen Onur Air, resmen üyelerine darılmış, küsmüş, trip atmış. Bu açıklamanın gerçek olduğuna inanmam oldukça zamanımı aldı.
Kampanyanın kendisiyle ve gelen tepkilere karşı tutumlarıyla Onur Air bu depremin kaybeden ‘çıkarcı’ firması oldu ne yazık ki.
Keşke, değerli büyüğümün dediği gibi, basit fakat garanti yolu seçseydi Onur Air. Örneğin, depremzedeleri şehir dışındaki ailelerinin yanına ücretsiz taşımak vb. türünde yardımlar yapsalar kimsenin tepkisini çekmeyecekleri gibi oldukça takdir edilecekler ve sayılacaklardı.
Eskiden kelleyi padişah alırdı! Artık bu iş sosyal medyaya düştü gibi görünüyor. Bu olayın diğer firmalara bir ders olacağını ve Onur Air’ın bu krizi atlatacağını umuyorum.
Cem Arıdağ

0 comments:
Post a Comment