Monday, August 22, 2011

Yazarlar ve İntihar!

Hem benim için hem de şehit haberleri dolayısıyla ülkem için çok kötü geçen Çarşamba gününün ardından akşam evime döndüm. Amacım boş boş televizyon izlerken uyuyakalıp, kötü geçen günü görebileceğim güzel rüyalar sayesinde unutmaktı. Fiziksel olarak o kadar da yorgun olmadığınız halde uyuyakalmak istiyorsanız ve mutluluğu yalnızca göreceğiniz rüyalara bağladıysanız gerçekten çok kötü bir gün geçirmişsiniz demektir.

Televizyonu açtım. Her zaman olduğu gibi yüzlerce kanal arasından ilgimi çeken hiçbir şey bulamadım. Elime bilgisayarı aldım. Twitter’ı açtım ve tweetleri okumaya başladım. Bir zamanlar geceleri birkaç sayfa da olsa kitap okur ve o şekilde uyuyakalırdım. Günümüzde sanırım kitabın yerini tweetler aldı. Biraz tweet okuyup öyle uyuyoruz.

Her neyse Çarşamba akşamı ilginç(!) bir şey yapıp kitap okumaya karar verdim. Seçtiğim kitap, daha önce iki defa okuduğum Ernest Hemingway tarafından yazılan, bence efsanevi bir hikaye olan ‘Yaşlı Adam ve Deniz’ idi. O kitabı okumayı seçmemin iki nedeni vardı. Birincisi basit ve akıcı bir anlatıma sahip oluşu, ikincisi o kitabı hep mutlu zamanlarımda okumuş olmamdı. Bir daha okursam yeniden mutlu hissedeceğimi düşündüm. ‘Mutluluk’ planımın işe yaramadığını söyleyebirim. Nedense bu defa kitabın konusu yerine Ernest Hemingway’in kendi hayatıyla ilgilendim! Hemingway intihar etmişti. Bunu bilmek için çok kültürlü olmaya gerek yok, çocukluğumdan beri bildiğim bir şeydi bu ancak ben bu konu hakkında ilk defa düşünüyordum. Zaten öldükten sonra tanıdığımız bir yazar ya da herhangi bir ünlü hiç ölü gibi gelmez bize! Ben Hemingway’i 1990’lı yıllarda tanımıştım. 1960 yılında ölen bir adamı 1990’lı yıllarda tanıyorsanız o insanın ölümüyle değil yaşamıyla ilgilenirsiniz. Fakat dediğim gibi o gün kötü bir gün geçiriyordum ve Hemingway’in yaşamından çok intiharıyla ilgilendim. Dolu dolu geçen bir yaşam, bir uçak kazası, depresyon ve ölüm için genç sayılacak bir yaşta gerçekleşen intihar!

Kitabı bir kenara bıraktım ve yeniden bilgisayarımı açtım. Google’da intihar eden yazarları araştırmaya karar verdim. Aralarında Kaan İnce, Nilgün Marmara gibi çok genç yaşta intiharı seçen Türk yazar ve şairlerin de bulunduğu oldukça uzun bir listeyle karşılaştım. İntihar eden ressamların, politikacıların, tarihçilerin vs. de azımsanmayacak kadar çok oldukları bir gerçek. Ancak tarih boyunca en fazla intihar oranına sahip meslek grubunun yazarlar olduğunu da söylemek o kadar da iddialı olmaz sanırım!

Ölümsüz eserler yaratıp, daha sonra dünyaya kendi istekleriyle veda eden bazı yazarları sizinle paylaşmak istedim. Liste çok uzun olduğundan tüm intihar edenleri paylaşmamın imkansız olduğunu hatırlatırım.

Ernest Hemingway: İnsanlara “intihar eden bir yazar adı söyleyin” deseniz, çoğunluğun vereceği cevap Ernest Hemingway olacaktır muhtemelen. Basit ve yalın anlatım diliyle iyi bir yazarın mutlaka çok ağdalı cümleler kurması gerekmediğini dünyaya ispatlayan Hemingway, 1952 yılında kendisine uluslararası şöhreti kazandıran ‘Yaşlı Adam ve Deniz’ hikayesini yazdıktan hemen sonra çıktığı Afrika gezisinde geçirdiği ciddi uçak kazasından kurtulmayı başarsa da, kazanın yarattığı gerek fiziksel gerek ruhsal yaralardan hiçbir zaman kurtulamadı. 1952 yılında Pulitzer, 1954 yılında da Nobel Edebiyat ödüllerini kazanan Hemingway 1961 yılının Temmuz ayında göl kıyısındaki evinde bir av tüfeğiyle yaşamına son verdiğinde 62. Doğum gününe 19 gün kalmıştı.

Virginia Woolf: ‘Jacob’ın Odası’, ‘Kendine Ait Bir Oda’, ‘Dalgalar’ gibi birçok ölümsüz eserin yaratıcı, zengin bir ailenin asla şımarmamış çocuğu, feminist hareketin öncülerinden Virginia Woolf, 1941 yılının Mart ayında ceplerini taşlarla doldurup kendini Ouse Nehri’ne attığında henüz 59 yaşındaydı. Hayatı boyunca girdiği ruhsal çöküntülerden birinin daha yaklaştığını hisseden ve bu sıkıntıyı bir kere daha kaldıramayacağını düşünen Virginia Woolf’un intiharına ülkesinin o sırada bulunduğu zor durumun da etken olduğu düşünülüyor.

Jack London: ‘Beyaz Diş’, ‘Vahşetin Çağrısı’ ve birçok unutulmaz eserin yaratıcısı marjinal yazar Jack London’ın ölüm nedeninin intihar olup olmadığı kesin değildir. Son zamanlarında hastalığı dolayısıyla morfin kullanan London’ın yüksek dozu isteyerek mi yanlışlıkla mı aldığı hala gizemini korumaktadır.

Stephen Zweig: Avusturyalı yazar Stephen Zweig’in intiharını diğer intiharlardan ayıran önemli bir ayrıntı, Zweig’in ölüme yanına sevgili karısı Lotte ile birlikte gitmesi olmuştur.  Savaşın ve Hitler’in vahşeti karşısında bu dünyada artık iyi insanlara  yer kalmadığını düşünen Zweig ve karısı Lotte, kötülüklere karşı yenilgiyi kabullendiler ve anavatanlarından çok uzakta bir yerde Rio de Janeiro’da birlikte ölmeyi tercih ettiler.

Kaan İnce: Çok genç yaşına rağmen kendisine ait bir stil yaratan Türk yazar ve şair Kaan İnce, Kadıköy’deki evinin penceresinden atlayıp yaşamına son verdiğinde yalnızca 22 yaşındaydı.

Nilgün Marmara:  Hayatımıza ‘Kırmızı Kahverengi Defter’ isimli yapılmış en güzel derlemelerden birini kazandıran,  bu acımasız hayata fazla gelmiş başka bir Türk şair ve yazar Nilgün Marmara, kendi isteğiyle ölüme gittiğinde henüz 30 yaşına bile gelmemişti.

Primo Levi: Yazar aynı zamanda bir kimyager olan İtalyan vatandaşı Levi, İkinci Dünya Savaşı sırasında bir yıla yakın bir süre Auschwitz vahşetini yaşamış, daha sonra orada gördüklerini ve hissettiklerini Türkçe’ye ‘Bunlar da mı İnsan?” olarak çevrilen kitabında anlatmıştır. 1987 yılında evinin penceresinden atlayarak intihar eden Levi’nin kızının, babası hakkındaki yorumu onun ruh halini oldukça iyi açıklamaktadır: “Babam şimdi ölmedi o zaten 40 yıl önce Auschwitz’de ölmüştü.”

Gilles Deleuze: Solunum yollarındaki rahatsızlığına rağmen 1968 olaylarında aktif olarak yer alan ve kullanılan gaz bombaları dolayısıyla ölümüne kadar nefes alma zorluğu çeken Fransız yazar ve filozof Deleuze 1995 yılında 70 yaşındayken ölümü tercih ettiğinde arkasında onlarca kitap ve felsefi düşünce bıraktı.

Leicester Hemingway: Hemingway ailesinin intihar genlerinin ne kadar kuvvetli olduğunun ispatı olan Ernest Hemingway’in en küçük kardeşi, kendisi de bir yazar olan Leicester, 1982 yılında ağır şeker hastalığından çektiği acılar dolayısıyla intihar ettiğinde 67 yaşındaydı.

Osamu Dazai: Aynı Virginia Woolf gibi zengin bir aileden gelmesine rağmen hayatı bunalımlarla geçen Japon edebiyaçı Dazai alkol, uyuşturucu ve veremle mücadele ile geçirdiği hayatına son verdiğinde henüz 39 yaşındaydı. “Doğmuş olduğum için beni affedin” cümlesinin sahibi Dazai kendisi yaşama erken veda etse de ‘Batan Güneş’,  ‘İnsanlığımı Yitirirken’ gibi eserleri sayesinde ölümsüzleşmiştir.

Jerzy Kosinski: Gelmiş geçmiş en sarsıcı savaş karşıtı kitaplardan biri olan ‘Boyalı Kuş’un Polonya asıllı Amerikalı yazarı Kosincki, 1991 yılında kafasına naylon torba geçirerek intihar etmeden hemen önce “her zamankinden daha uzun uyuyacağım. Buna sonsuzluk deyin” notunu düşmüştür. 

Dediğim gibi bütün intihar eden yazarları paylaşmam çok zor. Ancak şunu söyleyebilirim: Hayatın sıkıntıları ve mutsuzluklarından kaçmak için bizleri erken terk eden bu insanlar, yarattıkları eserler sayesinde insanlığın sonuna kadar hep okunacak, hatırlanacak ve hayat değiştirmeye devam edecekler. Bunu tartışmaya gerek yok! 

Cem Arıdağ

1 comments:

  1. Hemingway`in intihari ile arastirma yaparken denk geldim yaziniza.

    Fiziksel olarak o kadar da yorgun olmadığınız halde uyuyakalmak istiyorsanız ve mutluluğu yalnızca göreceğiniz rüyalara bağladıysanız gerçekten çok kötü bir gün geçirmişsiniz demektir.

    demissiniz yurekten katiliyorum bu tesbitinize.

    Yazi icin tesekkurler bazilarini biliyordum yeni ogrendiklerim de oldu.

    ReplyDelete